|
SON DAKİKA
BİN YILLIK KARDEŞLİĞİ YAŞAT
ZUHAL ATAMAN zuhalataman@hotmail.com
Bir millet, varlığı ve hukuku için bütün kuvvetiyle, bütün fikri ve maddî güçleriyle alâkadar olmazsa, bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse şunun, bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz. Millî hayatımız, tarihimiz ve son devirde idare tarzımız, buna pek güzel delildir. Bu sebeple teşkilâtımızda millî güçlerin etken ve millî iradenin hâkim olması esası kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Millî egemenlik... 1920 (Nutuk III, S. 1185)
Bir önceki yazımda BOP'nin ne olduğu ve Türkiye üzerinde oynanmak istenen oyunlara değinmiştim. Bu yazımda ise yapılmak istenen anayasa değişikliğinin amacının ne olduğu konusunda bilgi vermeye çalışacağım. Sene 2009, yer Abant toplantıları konuşmacı ise Bülent Arınç: "Alıştıra alıştıra, yumuşata yumuşata, ucundan kıyısından bir yerinden başlayalım. Keşke birden olabilse diyeceğim ama son Anayasa Mahkemesi’nin kararının içerisinde TBMM kurucu iktidarı temsil etmiyor. Yeni bir Anayasa yapmak istesek Allah muhafaza, yeniden bir darbeyi gözlememiz lazım. Şimdi bu şartlar altında demokrasiye yürüyüş yapan bir toplum var” oldu. Bu söylemlere baktığımızda Anayasa Mahkemesinden ve şikayetçi Sayın Arınç ve hükümette bu görüşler doğrultusunda referandumda elde edeceğini zaten elde etti ve anayasa mahkemesine atananlar bundan böyle oniki yıl görevden alınamayacak ve de bireysel başvuru hakkınız var demişlerdi. Bireysel başvuruda 150 TL karşılığında yapılacak. Neyse konumuz bu değil, yapılması tasarlanan anayasa değişikliği. Geçtiğimiz günlerde sayın Arınç mikrofonu yeniden eline alarak yine anayasa konusunda dert yandı ve 12 Haziran seçimleri sonrası anayasanın değişmesi dahi teklif edilemez maddeleri hakkında yorum yaptı. İsterseniz söylemlerini olduğu gibi alayım. "Cumhuriyet değiştirilemez veya Cumhuriyetin şekli değiştirilemez, rejim Cumhuriyet olmaktan çıkartılamaz, bunu yazabiliriz ama bunların dışındaki bütün konularda (değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez) sözleri yerine, değiştirilmelerini nitelikli çoğunluğa bağlamak mümkün'' diye konuştu. Peki neydi bu değiştirilemez denen maddeler ya da Sayın Arınç'ın söylemlerinin, fırtınalara koparan ve TÜSİAD tarafından hazırlanan anayasa taslağından farkı varmıydı? Elbette ki hayır, tamı tamına olduğu gibi aynısını ifade ediyordu. O zaman bana da şöyle bir soru sormak düşüyor. Madem aynı görüşleri dillendiriyorsunuz o zaman bu anayasa taslağı bilinçli olarak kamuoyunu yoklamak amacıyla TÜSİAD'a hükümet tarafından mı hazırlattırılmıştır? Peki nedir bu değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen; ancak hükümet kanadının dilinden düşürmediği bu dört madde isterseniz birde onlara göz atalım:
MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır. MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. Peki bu değişmesi dahi teklif edilemeyen maddeler hakkında ki ortaya konulan tutum nereye ve kimlere hizmet etmektedir? Cumhuriyet kalsın, diğer üç madde gitsin diyorsunuz.O taktirde adama sormazlar mı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hangi temel ilkelerle yönetilmesi gereklidir. Bu maddelerin kalkması demek; laik ve sosyal hukuk devletinin ortadan kalkması demek değilde nedir? Ayrıca burada bulunan Türk Milliyetçiliği kavramı neden sizleri rahatsız etmektedir. İleri demokrasi demekle bunu mu ifade etmek istiyorsunuz? 36 etnik kökene kadar inip anayasada yer mi vereceksiniz? Burası Türkiye'dir ve Türkiye sınırları içerisinde yaşayan herkese Türk adı verilmektedir. Bugün ABD halkı birçok milletten oluşmaktadır.. Peki ABD anayasasında her milletin adına yer verilmekte midir? Bunları Fransa, Almanya.. diye sıralandırabiliriz. Peki Başkent'in Ankara olması sizleri niye bu kadar rahatsız etmektedir veya Türk Bayrağı ile İstiklal Marşı ile sorununuz nedir? Neden sürekli bu dört maddeye atıfta bulunuyorsunuz? Hem İstiklal Marşıyla sorunum yok diyorsunuz; hem de ardından bu açıklamayı yapıyorsunuz.Sormazlar mı bu ne perhiz bu ne lahana diye. Yoksa yeni oluşumda Başkent, Sayın Başbakan'ında ifade ettiği gibi BOP gereği Diyarbakır'dan mı geçmektedir? Hangi ülkede vardır kurucu gücü bu kadar pasifize etmek.Oyun nedir bunu iyi görmek gerekmektedir.Oyun Türkiye'yi parçalayıp bölmekten, bizi Sevr sınırlarına sıkıştırmaktan başka birşey değildir.
Birde 1991 senesine dönelim, Sayın Başbakanın o yıllara hazırlamış olup; merhum Erbakan'a sunduğu Kürt Raporuna. Heyette Altan Tan, Ali Bulaç gibi günümüzde ekranlarda Kürtçülük yapan ilginç isimlerde var. Bu raporun birkaç maddesini ele alırsak: “1985’den itibaren başlayan PKK saldırıları dolayısıyla bölge bir yanda devlet terörü, öbür yanda da PKK terörü arasında sıkışıp kalmaktadır. Bölge halkı PKK’ya bir biçimde arka çıktığı gerekçesiyle sürekli baskı ve işkence altında tutulmaktadır.”Yani Tayyip beye göre bu güne kadar terörle mücadele eden devlet, terörist PKK ile ayna kefeye konulmuş durumdadır. Bölgede PKK'ya karşı yararlılık gösteren askerimizin tasfiyesi bu yüzden midir? 2002 yılında sıfır noktasına gelen terör, bugün niye dağdan şehir merkezlerine; hatta meclise kadar girmiştir? “Türkiye’de Kürt kimliğinin tanınması ve Kürt kültürünün geliştirilmesi için engelleyici tüm yasaların kaldırılması gerektiğini, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde Kürtçe’nin öğrenilmesi ve öğretilmesi gerektiğini, bütün bu hakların Türkiye’de yaşayan diğer halklara da –Laz, Çerkes, Gürcü, Arap vs- tanınması gerektiğini, bu çerçevede Türkiye’nin kültürel bir çoğulculuğa sahip olması gerektiğini savunmak. Türkiye’de dileyen herkesin kendi anadilinde eğitim-öğretim yapabilmesini savunmak…” “Yeni parlamentoların oluşması ve merkezi devletin küçülmesi Türkiye’de tam demokrasinin yerleşmesi için önemli adımlardır.” Bu raporda geçen bu üç başlık BDP'nin isteklerinden farklı mıdır?Elbette farklı değildir; çünkü Selahattin Demirtaş yapmış olduğu açıklamada: “Kendi demokratik özerk yönetimlerimizi kuracağız, biz bu konuda ısrarcıyız. Anadilimizle kültürümüzle kendi topraklarımızda yaşayacağız. Bundan hiç kimse vazgeçmez. Onuru olan hiçbir halk, kendi dilinden, inancından ve kültüründen vazgeçmez. Şimdi şu okulda Kürtçe eğitim yapmak, bu köye zarar verir mi? Biz diyoruz ki: Bu çocuklar Türkçe de öğrensin ama kendi anadilinde eğitim yapacak. Bunun başka çaresi, başka yolu yok.” diyerek; düşünce farkı olmadığını göstermiştir. Peki bin yıldan fazla içiçe geçmiş bir millet arasında nasıl bir kültür farkı bulunmaktadır? Selahattin Demirtaş, Türkçe konuşmakla, Türkçe eğitim görmekle ne kaybetmiştir? Veya kendilerine evinde neden anadilini konuşuyorsun denmiş midir?- Tabii ki konuşuyorsa.- Devletin her kademesine yükselme şansını elde etmemiş midir? Başbakan'ın Fransa'da görüşmeleri sürdürüyoruz dediği İmralı'dan, hükümete 15 Haziran'a kadar verilen süre halkı aldatmaktan başka bir şey değilde nedir? Yeni parlamentoların oluşması demek, üniter yapıdan eyalet sistemine oradanda Büyük Kürdistan'a açılan kapı değilde nedir? Bunun için mi iki partili meclis istenmekte ve MHP baraj altındaymış gibi gösterilip; zihinlere bu pompalanmaya çalışılmaktadır.Saldırılar bu yüzden midir? Herkesin şapkasını önüne alıp düşünme vakti gelmişte geçiyor maalesef.Aç olabilirsiniz, işsiz olabilirsiniz,umudunuzu yitirmiş olabilirsiniz, hasta olabilirsiniz; ancak vatan olmadan hiç birşeysiniz!!! Peki bu milletin geleceğinin sigortası kim? Ey milletim, senin dini inançlarını sömürerek, ılımlı islam adına hristiyanlara ayrıcalık gösteren bu hükümete ne zaman dur diyeceksin? 12 Haziran senin varolman veya yokolman adına kader seçimin değil de nedir? Seni 36 etnik kimliğe bölen, 1 Ağustos 2009'da başlatmış olduğu PKK açılımıyla Habur'da kurduğu seyyar mahkemelerle PKK'yı düze indiren kimdir? Nabız yoklaması için ortaya atılan Başkanlık sistemi, üniter devlet yapısını değiştiren; ülkeyi eyletlere bölen bir devlet yönetim şekli değil midir? İstinaf Mahkemeleri, eyalet sisteminin bir ayağı değil midir? Eğitimde dil birliği bir ülkenin varoluş sebebi değil midir? Çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz..Çare Milliyetçi Harekettir.Yeni bir anayasaya ihtiyacımız olduğu bilinmektedir; ancak bu anayasa MHP Seçim Beyannamesinde belirtildiği gibi: Toplum Sözleşmesi Belgesi niteliğinde; Cumhuriyet'in temel kavramlarını koruyan, değişmez maddelere dokunmayan, Türk millî kimliği, demokratik rejim ve temel insan hakları gibi değerlerden vazgeçmeyen;mezhep, inanç ve etnik köken gibi özellikleri, millî bütünlüğün ayrılmaz parçası olarak kabul eden; etnik bölücülüğün önünü açacak maddelere izin vermeyen;TEK MİLLET- TEK DEVLET esasına dayanan; üniter yapının bozulmasına izin vermeyen;farklı etnik kimliklere siyasî ve hukukî statü tanınmayan; Türkçe dışındaki dillere ve farklı kültürlere resmî statü kazandırılmayan bir anayasaya ihtiyaç vardır.TÜRK MİLLETİ yerine TÜRKİYELİLİK tanımı konulamayacaktır. Türkçe`den başka ana dillerde eğitim verilmeyecek; Türkiye`de özerk bölgeler oluşturulmayacaktır.Temel hakların kullanılması yoluyla bölücülüğe ve teröre destek olunmasının önüne geçilecektir.Cumhurbaşkanının görev, yetki, sorumlulukları ile dokunulmazlık ve sorumsuzluk hâlleri yeniden düzenlenecek Milletvekili dokunulmazlıkları parlamento faaliyetleri ile sınırlandırılacaktır.Siyasî partiler ve seçim kanunları yeniden düzenlenecek; Anayasa Mahkemesi`nin görev ve yetkileri, kuvvetler ayrılığı ilkesi ile uyumlu olmak şartıyla yeniden düzenlenecektir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin seçimi yargı bağımsızlığını zedelemeyecek şekilde yeniden ayarlanacaktır. Seçim dönemlerinde almış olduğun kömür, erzak ve bunun gibi yardımlar Sosyal Devletin gereğidir ve bu hükümet öncesinde de dağıtıla gelmiştir. Tek fark bu yardım seçim dönemlerinde hükümet adına dağıtılmış gibi gösterilmemesidir. Birileri tarafından sizlere hibe edilen kumlar çimentolar,kimsenin babasının hayrına dağıtılmamıştır. Uyan! Önce fakirleştirildin, muhtaç edildin; yardımlardan medet umar hale getirildin. Aldığın bir torba erzak veya üçbeş kuruş senin varlığını devam ettirmene sebep olamaz; bu vatanı bize armağan eden şehitlerimize vefa borcumuz böyle ödenemez. BİN YILLIK KARDEŞLİĞİ BÖLDÜRTME TEK OY'UN VAR, TÜRKİYEMİN BAŞINDA BÜYÜKÇE BİR OYUN VAR! YETER ARTIK MECLİSTE TÜRK MİLLETİ KONUŞSUN! MİLLİ BİRLİK DİYENLER ÜÇ HİLALDE BULUŞSUN! HAİNLERİN SANDIKTA YIKILDIĞI GÜN OLSUN, TÜRK İSLAM ATEŞİNİN YAKILDIĞI GÜN OLSUN.... Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor! Şehitler tepesi boş değil, Biri var bekliyor. Ve bir göğüs, nefes almak için; Rüzğar bekliyor. Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye; Yattığı toprak belli, Tuttuğu bayrak belli, Kim demiş meçhul asker diye? ZUHAL ATAMAN Bu makale 846 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|
|