Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net




banner55

banner27

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


BİRGÜL AL İLE SÖYLEŞİ

BİRGÜL AL İLE SÖYLEŞİ

ESİLA SUNA İLE KIR(I)K KAPI

27 Mayıs 2015, 23:04
Bu röportaj 18348 kez okundu
Haftanın Röportajı, Birgül Al ile Eylül Yaprakları’nı Konuştuk…

-    Sohbetimize başlamadan önce, bizi kırmayıp bu söyleşiyi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Evet, bizler az çok tanısak ta sevgili okurlarımız merak ediyorlar.
Birgül Al kimdir?

Birgül Al;
Öncelikle bu sıcak ve samimi sohbet ortamını yarattığınız için ben teşekkür ediyorum. Babamın asker oluşundan dolayı Erzurum'da doğmuşum ama Dadaşlar diyarını görme imkanım olmadı bir daha. Okul yıllarım tipik memur çocuklarının eğitim hayatı gibi Türkiye'nin çeşitli vilayetlerinde geçti. Üniversite hayatım yazarlıkla tezat kimya mühendisliğiydi. Sonrası malum her genç kızın rüyası evlilik, eş durumundan kaynaklı memleketin her köşesinde bilfiil hizmetli, ömrümüzden çeyrek asır böyle geçti. Hayatın en güzel armağanıysa iki kız çocuğu annesi oluşumdu. Kızlarımdan biri mimar, diğeri tiyatro oyuncusu halen benimle yaşamaktalar. Yılın yarısını İstanbul, diğer yarısını Bodrum'da yaşıyorum. Özellikle Ege'nin bu eşsiz koyu bana daha çok yazdırdı.

- Yazma tutkunuz nasıl başladı? Ne zamandan beri yazıyorsunuz?

Birgül Al;
- Yazma tutkumu klasik cevap olan çocukluğumdan beri demeyeceğim. Her ne kadar okul yıllarımdan gelen edebiyata tutkunluğum ve okuma alışkanlığımın birikimi olsa da, çok gerilere gitmiyor yazmaya başlayışım.  Yine de fen bölümü mezunu olmama rağmen edebiyat derslerim, özellikle kompozisyonlarımda rakipsiz birisiydim. Sonraki geçen yıllarımda yoğun bir hayat tempom ve yorgunluğumdan vakit bulamamıştım yazmaya. Dinlenmeye çekildiğimde ise; Birden bire kalemle selamlaşmamın ardından söküldü cümleler diyebilirim. Yani ortalama 6-7 yıldır şiir yazarak başladım.

-Hem şiirleriniz var hem de aforizma ve hikâyeleriniz. Hangisi daha zor. Ve yazmak sizin için ne anlam ifade ediyor?

Birgül Al;
Şiir yazmak sanıyorum benim için daha kolay. Çünkü dizelerin dökülüş ortam ve zamanı olmuyor,  iç dünyanızdan ansızın dökülüyor dörtlükler. Bir gün batımı, bir deniz kıyısı, gökyüzünün mevsime göre süzülüşü dizelere işlenebiliyor. Keza aforizmalarımda öyle, bir kelimeden çok rahat dökülebiliyor içimdekiler. Ama yazmak öyle değil! Bir başka ruh haline bürünmek gerekiyor, yalnız kalmayı gerektiriyor. Hayal dünyanızda, belleğin başka boyutunda şekilleniyor yazıda ki kelimeler. Yazmak benim için alışkanlık diyebilirim. Kendini ifade şekli, sözcüklerin dilden değil, yürekten dökülmesi. Ya da bürünmek istediğin ruh halidir yazmak! Bana göre biraz da, sustukların, anlatamadıkların, konuşamadıklarındır.

-Ülkemizde ve dünya edebiyatında bir çok kadın yazar ve şair var. Özellikle ülkemizde ki kadına bakış açısını göz önünde bulundurursak, kadın şair&yazar olmak avantaj mı yoksa dezavantaj mı?
 
Birgül Al;
Kadın edebiyatçılarımızdan ilk romancı ünvanını almış, Fatma Aliye Topuz'dan bu yana Türk edebiyatında pek çok başarılı kadın yazar&şair geçmiştir. Halide Edip Adıvar'dan, Nobel edebiyat ödülüne aday Leyla Erbil'den günümüze kadar pek çok değerli edebiyatçılarımızın başarılarına bakarsak hala avantajdır diyebilirim. Ve hatta bana göre yazarlıkta kadınlarımız daha yetenekli, daha başarılıdır. Şair denince aklımıza ilk gelen erkek şairler olsa da, kadın şairlerimizin dizelerini de hayranlıkla okuyoruz. Didem Mamak, Birhan Keskin gibi.
 
-Eylül, hep içinde hüzün barındırır, biraz ayrılık kokar sanki. Eylül Yaprakları ile bizde bir hüzün rüzgarına mı kapılacağız. Eylül Yaprakları’nı birde yazarından dinleyelim. Nasıl doğdu? Nereden temin edebilir okurlarımız.

Birgül Al;
-Eylül Yaprakları, yaşanmışlığın içinden doğan bir kitap diyebilirim. Doğum yeri Bodrum, Bodrum'da yazdım ve tamamladım. Eylül'de başlayıp, Eylül'de biten bir aşkın hikayesi. Bu kitapla hüzün rüzgarında, her an kendinizi de bulabilirsiniz. İçinde Aşk'ın her hali, sevinci, üzüntüsü, mutluluğu, kederi, kavuşmaları, ayrılıkları keşkeleri ve iyikileriyle yazmaya çalıştığım bir kitap oldu. Gerçek söylenmiş cümlelerin, yazdıkça çoğalan paragraflara dönüşmesini, duyguların çağlayışını okuyacaksınız Eylül Yapraklarında. Ve okudukça kendinizden kesitler çıkaracaksınız satırlarımda. Biraz hislere tercüman, biraz suskunluklara dil, biraz da konuşulamayanlara ses olmak istedim. Her aşkın mutlu sonla bitmediğini, bazen aşkın en güzel yerinde bitmesi gerektiğini, yormadan acıtmadan gitmek gerektiğini, araya giren mesafeleri, bir araya getiremeyen engellerine rağmen Aşk'ın yaşanması gerektiğini, acılardan mutluluk çoğaltmayı, mutluluklardan acıları eksiltmeyi yazmaya çalıştım.

Okurlarımızın, Eylül Yaprakları kitabımı dağıtım ağının kısıtlı oluşundan dolayı kitapçılarda bulma imkânı olamayabilir. En kolay ulaşabilecekleri yer; Tüm İnternet Kitap Satış noktalarından siparişle temin edebilirler.

-Yakın tarihler de belirlenmiş imza günü veya söyleşi vb. etkinlikleriniz var mı?

Birgül Al;
-    Şu an ve yaz mevsimi boyunca Bodrum'da olacağımdan temmuz ayında Bodrum'da imza günü düzenlemeyi düşünüyorum. Buraların da en hareketli zamanı olması dolayısıyla. İstanbul'a döndüğümde ise adına uygun olan Eylül ayında mutlaka bir imza günümüz olacak. Sosyal paylaşım aracılığıyla okurlarıma mutlaka duyuracağım. Şu an için kesin tarihli bir etkinliğimiz yok.

-Oldukça güzel şiirleriniz var. Salt şiirden oluşan bir kitap düşünüyor musunuz? Bundan sonra ki yazarlık hayatınız ile ilgili beklentileriniz, hayalleriniz nelerdir?
   
Birgül Al;
-Aslında öncelikli olarak şiir kitabımla okurlarımın karşısına çıkmayı planlamıştım. Basıma hazır şiirlerimle şiir kitabımın adına kadar planlanmıştı, bir yandan eylül yaprakları kitabımı yazmaya da devam ediyordum. Fakat ilk çıkışımı şiirlerimle değil,  roman-deneme tarzıyla başlamamın daha uygun olacağını düşünerek şiir kitabımı erteledim. Sanıyorum hal-i hazırda bekleyen şiir kitabımı sonbahar sonuna doğru okurlarımla buluşturacağım. Ve arkasından yazmaya başladığım Eylül Yaprakları kitabımın devamı niteliğinde romanımla buluşacağız.  Kış mevsiminde sıcak kahvemiz eşliğine yetiştirebilirim diye düşünüyorum. Bundan sonraki yazarlık hayatımı en iyi ve iddialı bir şekilde sürdürmeyi istiyorum. Çünkü beni tamamlayan yazmak, yazamazsam kendimi eksik hissedeceğimi biliyorum. Ömrüm olduğu sürece yazmaya devam edeceğim.

-Okumaktan hoşlandığınız Dünya ve Türk edebiyatı yazarları kimler?

Birgül Al;
-Charles Bukowski, Victor Hugo, Franz Kafka, Tolstoy, Dan Brown, Stephen King, Yaşar Kemal, Oğuz Atay, Kürşat Başar, Zülfü Livaneli, Sabahattin Ali

-Adını yakın tarihte duymaya başladığımız yazarlar arasından severek okuduklarınız kimler?

Birgül Al;
-Ahmet Batman, Adam Fawer, Kahraman Tazeoğlu, Elif Şafak, Serkan Özel

-İlk kitabınız ve bu kitabı yayınlatırken ve sonrasında bu hayata yeni adım atmış biri olarak ne gibi sorunlarla karşılaştınız? Ve yeni kitap çıkartmak isteyen dostlarımıza neler tavsiye edersiniz?

Birgül Al;

-İlk kitap olarak sanıyorum her yazarın acemilikleri vardır. Bir kitap çıkarırken yayınevini çok iyi seçmeli çünkü emeğinizin karşılığını verebilecek ve şekillendirecek tek aracı yayınevidir. Bundan sonraki başarılarınızın basamağı ilk çıktığınız yayınevinin birinci basamağıdır. İsminizi duyuracak, titiz editörlük, kapak-tasarım çalışması ve en az hatayla basıma girilecek matbaa. Bunlardan birisinin eksikliği veya hatası onca emeğin yok olması gibi, yazarın yazma hevesini köreltmesidir. Hatta küstürmesidir. Ben şöyle düşünüyorum;  Yazarlığı asla maddi geçim kaynağı, kolay yoldan para kazanılan yer olarak değerlendirmemeli kimse. Elbette emeğin karşılığı olmalı ama hak ediyorsan bunu alabilirsin. Şimdilerde etrafıma bakınca henüz çok genç, okuma alışkanlığı olmayan ama yazma arzusu yüksek, aceleci ve kendi çaplarında yazar adayları görüyorum. Kendi çaplarında derken yanlış anlaşılmasın, yazmak saygı duyulan bir eylem. Ama yazmış olmak için yazmak veya yazınca hemen çok paralar kazanılacağını ummak hayal kırıklığından öteye gidemez. Bu nedenle bir yazıp, beş okumak gerek. Diğer türlü taklitçilikten öteye gidemez yazan. Yeni kitap çıkarmak isteyen arkadaşlara tavsiyem, aceleci davranmasınlar. Ben üç yılda hazır hissettim kendimi buna rağmen daha iyisi olabilirdi diye düşünmeden de edemiyorum. Kendilerini hazır hissettiklerinde iyi seçilmiş bir yayıneviyle birebir irtibat halinde ve ciddiyetle çalışmaya özen göstersinler.

-Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

Birgül Al;
İlk kitabım olan Eylül Yaprakları sayesinde sizlerle buluşmak ve harika sorularınızı içtenlikle cevaplamak benim için keyifti. Sanıyorum en iyi dost, arkadaş ve sırdaş kitaplar. Bizlerden çok zaman almaz, çok masraflı da değildir ama bizlere kattıkları yaşamımız boyunca yoldaş olur. Okuma alışkanlığı toplum olarak zayıf bir milletiz, en azından bu alışkanlığı yetişen yeni nesillere daha çok aşılamalıyız. Ve sanatın her dalına özendirmeliyiz böylece kötü ve zararlı alışkanlıklardan uzak düşünen, üreten bir toplum haline dönüşürüz. Böylesi sıcak ve samimi söyleşi ortamına dâhil olduğum için onur duydum, mutlu oldum. Sağlıcakla kalın, keyifte kalın. En güzel günler sizlerle olsun. Sevgimle.

-Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederim. Okurunuz bol yolunuz açık olsun.

Röportaj: Esila Suna(Kirkagac.NET)






Yorum Gönder

@name x