Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net




banner55

banner27

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net

Kirkagac.Net


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


İTİRAF ETTİ SAHTEKAR

İTİRAF ETTİ SAHTEKAR

EMİN PAZARCI

28 Ocak 2018, 23:37
Bu makale 187 kez okundu
Yine abuk-sabuk sözler etti ve saçmaladı. Yine insanların yüzlerine baka baka yalanları sıraladı. Bilindik tavırlarını sergiledi. Çok uğraştı, çok çabaladı, nihayetinde kendisini salondakilere yuhlattı.

Davos’taki 48. Dünya Ekonomik Forumu’nda ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı konuşmadan bahsediyorum…

Söyledikleri garipliklerde doluydu, ama bir bölümü özellikle bizim açımızdan son derece önemliydi. Kendisini ve yaptıklarını övmeye çalışırken, bütün gerçekleri itiraf etti. Trump, aynen şu ifadeyi kullandı:

-Koalisyona mensup ülkelerin de desteği ile DAEŞ’in elindeki toprakların neredeyse yüzde yüzü geri alındı.

Peki biz ne diyoruz?..

Aynısını söylüyoruz. Bu terör örgütünün bölgeden büyük ölçüde temizlendiğinin altını çiziyoruz. Fırat Kalkanı Operasyonu başta olmak üzere attığımız adımlarla en büyük mücadeleyi de bizim Silahlı Kuvvetlerimizin verdiğine işaret ediyoruz.

Ardından da ABD’lilere soruyoruz:

-DAEŞ bölgede dipdiriyken gerçekleştirmediğiniz silah yığınağını neden şimdi yapıyorsunuz?

“Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?” diyoruz.

Onlar da kıvırıyorlar, saçmalıyorlar ve kem küm ediyorlar. Çok sıkışınca da alay edercesine, hep aynı cevabı veriyorlar:

-Koalisyon ortaklarımız DAEŞ’le mücadeleye odaklanmalılar.

Bizzat Trump’ın ifadesi ile yok olan, elde ettiği toprakların tamamını kaybedip kaçan DAEŞ’le!

Şaka gibi bunlar!

***

Bu Trump aslında bizim açımızdan bulunmaz bir nimet. Dünyanın O’nu tanıdığı ilk günden beri Amerika’nın bütün rezilliklerini ortaya döküyor. Zeka seviyesinin çok yüksek olduğunu söylüyor, ama tam bir embesil. Züccaciye dükkânına giren fil misali ha bire kırıp döküyor. Bizim için mahsuru yok tabi, Amerika düşünsün!

Daha başkan adaylığı sırasında ne demişti? DAEŞ denilen terör örgütünü Amerika’nın, Obama’nın kurduğunu söylemişti. ABD’nin dünyanın pek çok ülkesinde darbelerle yönetimleri değiştirdiğini ilan etmişti.

Aslında Zeytin Dalı Operasyonu devam ederken gerekçelerini dünyaya anlatmak için çok fazla çaba göstermemize gerek yok bizim. Bu adamın söylediklerini alt alta sıralasak ve “Trump söylüyor işte” notunu düşsek, yeter de artar bile.

Sahtekâr itiraf ediyor işte.

Adamın çok fazla itibarı olmadığı, yaptığı açıklamalarla herkesi rahatsız ettiği için işimiz de kolay!

***

Peki biz ne yapıyoruz?.. Neyle uğraşıyoruz?..

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Trump’la yaptığı görüşme sırasında, bazı sözleri söyleyip söylemediğini tartışıyoruz. Özellikle CHP, işi gücü bırakmış bununla uğraşıyor. Kemal Kılıçdaroğlu ise, “görüşme kayıtları açıklansın” diye ortalığı ayağa kaldırıyor.

Peki, Trump’a söylenip söylenmediği tartışılan sözler neler?..

Cumhurbaşkanı’nın her gün kamuoyu ile paylaştığı ifadeler. Yeni olmadığı gibi, hem iç kamuoyu, hem de Amerika açısından sır değil. Ayrıca, Başbakan ve Dışişleri Bakanı tarafından da çeşitli şekillerde defalarca ilan edildi.

Bitmedi, dahası da var…

Artık sözün bittiği yere geldik. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’ın yüzüne söylediği gibi Afrin’de gereğini yapıyor. CHP’nin iddia ettiği şekilde o görüşmede söylememişse bile fiilen söyleniyor işte!

Bakın, bir tespitimi aktarmak istiyorum şimdi: Bu Trump ile bizim Kılıçdaroğlu birbirlerine çok benziyorlar. Hatta, “hık demiş, birbirlerinin burnundan düşmüş” bile diyebiliriz.

Bir gün başka, ertesi gün başka bir şey söylüyorlar. Bir dedikleri, daha önce söylediklerini tutmuyor. Ben ikisini de son derece samimiyetsiz buluyorum. Siz ne dersiniz?

EMİN PAZARCI

Yorum Gönder

@name x