KIRKAĞAÇ HABER
2015-03-18 08:10:30

18 MART 1915 ÇANAKKALE DESTANI

MUHARREM AYGÜN

18 Mart 2015, 08:10

O kadar çok boyutu vardır ki anlatılması gereken. Ve anlatıldıkça eksilmeyen, bilakis artan bir tecrübedir Çanakkale’de yaşananlar çağımızda azalanlara inatla.
Yıllardır acısı da, maneviyatı da ne eksildi, ne yok oldu bütün dünya için. Aslında insanlık adına en büyük utançtır bir yanıyla da.

Tarihini destanlarla, gururla tablolaştıran kıymetli bir ulusun onuru adına verdiği mücadelenin, düşmanına yaşattığı bir utanç abidesidir Çanakkale.


Cepheleri açısından da sadece bir ulusun değil dünyanın kaderini değiştiren savaştır, son asrın bu en büyük cihadı. Çünkü o devrin şartlarına göre dünyada emsali görülmemiş yüzen çelik kalelerden oluşan ve yenilmesi adeta mümkün olmayan çelikten bir donanmayla, türkün karşısına dikilen en dehşetli haçlı seferidir yinelenen. Ve Çanakkale, asırlar boyu Müslüman Türk halkına uygulanan haçlı seferlerinin belki de en dehşetlisi olarak akıllarda kalacaktır.

Zaten bu dehşetin en önemli gayesi, asırlardır kıtalara yayılan türkün, geldiği yere Orta Asya’ya gerisin geri gönderilmesidir.. Söz konusu olan Osmanlı topraklarıdır ve amaç doğrultusunda bu topraklarda devrin en hain planları uygulamaya koyulmaktadır. Medeniyet adına ama vahşice. 


Çanakkale; İslam’ın son kalesi, hilafetinin temsilcisi, haçlının azgınlığındaki bu saldırının tek amacı ise Türklerin şahsında İslamiyet’in yok edilmesi, Müslümanların bitirilmesidir.. İşte bâtılın en büyük ve asla vazgeçilmeyen hayali!

O devirde Hilafet Makamının hala Osmanlı’da olmasından dolayı Halifenin Şeyhülislamdan aldığı fetvayla Cihad-ı Mukaddes bütün dünya Müslümanlarına duyurulmuştur.

Savaşın bu yüzü bütün dünyadaki Müslümanları ilgilendirmekte olmakla beraber, yeterince katılım olmaması ise devrin yönetiminin güvensizliğine ve beceriksizliğine bağlanmaktadır. Cihad-ı Ekber İslami kaidelere göre ilan edilmesine rağmen devletin politikasının yanlışlığı en büyük hüsranların sebebidir.

Buna rağmen bu öyle bir emirdir ki, yine de milyonlarca körpe bedenin kendi vatan topraklarında gök ekinler gibi biçilmesine sebep olmuştur.
Bu öyle bir emirdir ki neticesi “Ya şehit ol, ya gazi, yoksa sütümü helal etmem ” duygularıyla evlatlarını kınalayıp düğüne uğurlayan analara zafer olarak hediye edilmiştir…

Bu bir ulusun sadece cephede değil her zerresiyle her alanda düşmana karşı koymasının çağlara iz olacak asırlık tecrübesidir..
Çanakkale savaşının içinde sayısız mucizeler barındırmasının tek izahatı da budur sanırım.
Ve birinci Cihan harbinde Osmanlının kazandığı tek cephe olması da bu mucize dahilinde yorumlanır.

Birinci Dünya savaşı tüm şiddetiyle devam ederken, Osmanlının içine dahil edildiği tuzağın da kazanılan en güzide zaferi. 


Bu gün geçmişini unutarak ecdadından utançla bahsedebilenlere bir sözüm vardır hep. Hayatlarında hiç olmazsa bir kere Gelibolu’ya gitsinler.
Çünkü Çanakkale’ye gidip de o duyguyu yaşamamak imkansızdır. Orada hiçbir ülkenin kaderinde olmayan bir tarih, canlı bir tarih yatmaktadır.
Öylesine canlıdır ki, asırlar geçse dahi daima rüzgarların fısıltıları ile haykıracaktır medeniyetin suratına bir tokat olduğunu, olacağını. 


Bir kere gözleriyle şahit olsunlar bari geçilmeyen, geçilemeyen Çanakkale’nin yıllar sonrasına dahi ilk günkü kadar canlı akseden muazzam resmine.
O ibretlik bir zaferin resmidir ki, peygamberimin eliyle sıvazlanmıştır ulusuma hediye edilirken..

Tarihin en acımasız ve zulümlü kalemleri ile çizilirken vatanımın toprağına, acısı ile tatlısı ile ibret olurken bütün cihana, mukaddes dinim adına, bizler ne kadar teşekkür etsek azdır orada ölümsüzleşen kahramanlarıma…Ve ne kadar şükretsek azdır

Tarihimizin her döneminde olduğu gibi ulusumuzun o imtihanında da, bu mukaddes mucizeleri bize nasip edene.. 
Şükür Kâinatın tek Sahibine! 
Çok şükür Rabbine!

Muharrem AYGÜN

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.