EY İNSANLIK! İNSAFLIK GÖMLEĞİNİ GİY ARTIK

Ey insanlık! İnsaflık gömleğini giy artık..

Sen çok şık, güzel ve sana yakışan giysiler içinde olduğunu sanıyorsun.

Ama öyle değil. Hiç yakışmıyor, giydiğin giysiler sana hiç olmamış, emanet duruyor. Birbiriyle uyumlu değil.
Sen uyumlu olduğunu sanıp böbürleniyorsun. Bir al giyiyor, bir mor giyiyorsun.

Bazen tam oturuyor, bazen de üzerinden düşecek gibi duruyor.Tercihlerin bu asrın estetik ve kullanım kolaylığını yansıtmıyor. Sen doğmadan evvel ölçün alınıp sana göre biçilmiş kıyafetler dururken fıtratına ters giyiniyor, ters yaşıyorsun.
Tercih ettiğin bu sentetik, rahatsız edici ve senin uzuvlarını sonunda kangrene çevirecek olan kıyafetleri çıkar artık.

Silkelenmelisin, üzerindeki ölü toprağını atmalısın! Zira etrafında ölümü çok erken yakalamış, toprağa erken düşmüş fidancıklar var.
Merhamet, vicdan, empati gömleğini giymelisin. Aman ha! Allah sevgisi kumaşın ve iman nuru dikişin olmazsa kıyafetin çabuk eskir.

Hassas yıkamada temizlemeli, göz yaşlarıyla durulamalı, temiz havada kurutmalı, dua ile ütülemelisin.
Dostunu düşmanını iyi seçmezsen hava kirliliği kıyafetleri çabuk yıpratır. Çevrende yanlış yapanla doğru yapanı iyi seçmelisin.

İşte bu özenle kıyafetlerini hiç üzerinden çıkarmazsan sahile vurmuş minik bedenleri görünce yüreğin sızlar.
Bir düşün istersen, karaya vurmuş bedenler denizde yüzerken, öbür sahilde tatil planlayabilecek misin?
Sen yaz tatilinde bilmem hangi tatil köyünde teninin bronzluğuyla övünürken, o bedenler üşüyor, soğuktan bedenleri kızarıp morarıyor.

Yüce Yaratıcımız bizleri en şerefli varlık olarak yarattığını bildirirken biz nasıl en adi mahluklar düzeyine iniyoruz akıl almıyor.
Zulüm yaşanırken timsah gözyaşları döken insanlar, onların yaşadığı ülkelerin yöneticileri.
Ey İslâmın hamiliğine soyunmuş, yıllardır Müslümanların kanıyla,canıyla, parasıyla beslenen ülkeler!

Ey Allah’ın evi Kabe-i Şerif’in sahibi, hamisi olduğunu iddia eden, kendi halkının bile teveccühünü hak etmeyen insafsızlar güruhu!
Siz, değil İslamî değerlerin sahibi olmayı, kölesi bile olmayı hak etmiyorsunuz. Sizlerin kimlere uşaklık ettiğinizi tüm insanlık anladı artık.
Kıyılara vuran bebek cesetlerini izlerken, yerinden, yurdundan kovulan, sınır kapılarında hırpalanıp öldürülen insanlara bakarken yüzünüz kızarmıyor ve sıcacık saraylarınızda keyif çatıyorsunuz. Bu kadar mazlumun ahı sizide vuracak.

Diş bilediğiniz Türk Milleti sürekli gelişip büyüyecek, Türk Ordusu gönüllerde yücelecek fakat siz hiç değer kazanamayacaksınız.
Günün birinde efendileriniz sizi de gözden çıkaracak. Bunu böyle bilesiniz.
Ey medeniyetin sahibi olduğunu iddia eden, Avrupa Birliği normlarını her fırsatta öne çıkaran, standartlarınızı yakalayamadığımızı her fırsatta yüzümüze vuran devletler topluluğu! Sizler daha Türk Milletinin değerlerini yakalayamamışsınız.

Kapılarınızdan çevirdiğiniz insanların dramı içinizi sızlatmıyor. Şımarık çocuğunuz Yunan Devletinin yaptıklarına göz yumuyorsunuz.
Yunanlılar Ege’de denize dökülmenin acısını göçmenlerden çıkarıyor ve onların denizde telef olmalarına sebep oluyor.
Bu sayede göçmenler sizlere ulaşamıyor ve yıllardır sağladığınız huzurunuz bozulmuyor.
Sizle yapılan anlaşma gereği, insanlar elekten geçirilip, kalbur üstü olanlar size gönderiliyordu. Artık elek, sepet kalmadığına göre şımarık çocuğunuzun kulağını çekin de insanlar biraz da size derdini anlatsın. Avrupa Birliği normlarını gözden geçirin artık. Çünkü inandırıcılığını kaybetti.

Yükselen ırkçılık ve göçmen karşıtlığı büyük bir çelişki olarak önünüzde duruyor.Avrupa’nın kendi ırklarını koruyan bir insan hakları anlayışı, dini birlik ve hatta Haçlı zihniyeti ile, bilinç altında gizledikleri düşmanlıkları tüm kararlarını yönetmektedir.

Artık bize akıl verecek konumda değiller. Ne Avrupa ne de Amerika Türlere ne yapacağını söylemesin çünkü akıl tutulması yaşamaktalar.
Ey Rusya! Yüz yıllardır Türk halkı arasındaki birliği bozmak için çabaladın durdun.

Tarih kitaplarında bulabildiğimiz kadarı sizi çözmemize yetti.
Yıllarca esaret altında yaşayan soydaşlarımızın gizli saklı yaşam öyküleri, toplu sürgünler, asimilasyon ve eziyetler yüreğimizi ezdi. Kırım Türkleri, Ahıska Türkleri ve tüm diğer sürgünü yaşayan kardeşlerimizin acıları taze.

Gencecik, daha otuzlu, kırklı yaşlarda uydurma cezalarla kurşuna dizilen aydın, sanatçı, yazar ve şairleri unutmadık.

Tek suçları Türk Aydını ve düşünürü olmalarıydı. Bir anda evlerinden alınıp, infaz edildiler.
Çoğunun akıbeti yıllar sonra ortaya çıktı. Merak edenler Ünlü yazar Cengiz Aytmatov’un ve diğer Türk yazarların hayatını gözden geçirsin.

Türk topluluklarının kullandıkları alfabeyi bile birbirini anlamayacak şekilde düzenlediniz, kısmen başarılı olsanız bile, artık birlik beraberlik ruhuyla birleştiğimizi gördünüz. Orta doğu planları ve sıcak denizlere akma planlarınızı uygulamaya koymak için bu kadar zahmete girmeyin, bizi ezerek o sıcak denizlerde ısınamazsınız. Türkün gücünü küçümsemeyin!

Ey Amerika!Senin de iki yüzlü hatta bukalemun gibi sararmış  suratını çok iyi tanıyoruz artık. Senden gelen hayrı istemiyoruz. Gölge etme başka ihsan istemeyiz.

RAHİME ALCAN

YORUM EKLE
YORUMLAR
ayhan özdemir
ayhan özdemir - 1 ay Önce

Çok yerinde tespitler. Yüreğimiz acıyor insanlığımızdan utanır hale geldik. Sınırda sefil olan bebekler vicdanımızı rahatsız ediyor. siz yazmaya devam edin, biz duaya devam edelim.başarılar dilerim.