MUCİZE

Bazı anlarda yüreğimizin coşkusunu anlatmaya layık kelime bulamayız. O coşkunun yerine hangi sözcüğü koyarsak koyalım askıda kalır.

Yakın zamanda gerçekleşen ve toplum olarak kısa bir süre için birleşmemizi sağlayan da tam olarak böyle bir durum. Hepimizin hemfikir olduğu şey bir mucize.

Yıkıntılar arasında kurtarılmayı bekleyen minik yürekler, en katı kalplileri yumuşatacak derecede masumdu. Yüzlerine vuran olgunluk, adeta bizlere ders veriyordu. Artık kavga ve bencilliği bırakın, aklınızı kullanın ve bizi diri diri gömmeyin der gibiydi. Ayrıca bu mucize çocukların çıkarken gülümsemesi ve parmaklarıyla hayata tutunması hepimizde merhamet duygusunu diriltti. Sorumluluk sahibi her insan, bu merhameti yalnızca böyle anlarda değil, her an göstermelidir.

Artık yaşananlardan ders çıkarmalı, bir yandan hayatta çok acı tecrübeler yaşarken, akıl ve bilimle felaketlerin önüne geçebilmeliyiz.
Yalnız ne olursa olsun, felaketler ve yaşanan mucizeler bizi birbirimize bağlıyor, mesafeleri kaldırıyor.
Ne olarsa olsun söz konusu çocuk ve bebek olunca akan sular duruyor, kutuplaşmalar unutulabiliyor.

Yaratılışımızdaki hikmetler ve çoğalma arzusu, genetik devamlılık ya da felsefi birtakım açıklamalar yapılabilir. Yeryüzüne düşen her damla gözyaşı içimizi acıtırken, çocuk söz konusuysa daha da katlanır acılar. Çünkü onlar bizim geleceğimizdir. Ne ekersek onu biçeceğiz, zamanla bizden daha merhametsiz olabilecekler. Acıyan yerlerini acıtarak saracaklar. Bizden ne görürlerse ona inanıp, dünyanın refahı için ya da yok olması için inandıklarını yapacaklar.  Hoşgörü, sevgi, güvenli bir dünya..işte bunu verebilecek miyiz? Çok mu zor?

 

Artık ayrışma ve kutuplaşmalara son verelim, yapılacaklar listesi oluşturup, yaraları sarma modundan çıkıp, yara açmama moduna girelim. Kavga ile bir yere varamayız. Birleşelim minik Elif’in uzattığı eli tutalım, sımsıkı birleşelim. En önemlisi bu birleşmenin uzun süre devam etmesi. Olayların sıcaklığı geçtiğinde üzerinde düşünmez oluyoruz. Hatta olmamış farz ediyoruz ama, bu acıyı uzun süre üzerilerinden atamayacak insanlar var.
 

Lütfen sık sık tefekkür edelim, kendimize hatırlatalım her şeyi. Yürürken, çalışırken, yerken, içerken bizim merhametimize muhtaç canlılar var mı bir  yerlerde diye hep tetikte olalım. Kimse başına gelenleri kendi istemez, bile bile acı yaşayıp, mağdur olmaz. Ne fakir olup, beş paraya muhtaç olmak, ne de engelli olup, bakıma muhtaç olmak ister. Toplumda sağlıklı yaşayan her bireyin diğer bireylere sorumluluğu vardır. Bunu bize dinimiz, örf ve adetlerimiz öğretti.

Merhamet duygusu tüm canlılar aleminde vardır. En vahşi hayvan bile temelinde merhamet olan av yasalarıyla hareket ediyor, bebeğin hakkını gözetiyor. Habercilerin, kurtarma ekibinin gözyaşlarıyla enkazdan çıkarılan bebekleri izleyip de duygulanmayan insan yoktur. Demir parmaklıklar arkasında en azılı suçlular da duygulanmıştır, belki -Allah muhafaza- geleceğin suçlusu biri biran için yüreğini inceltmiştir, gözleri yaşarmıştır.

Bu incelme ve merhametin devamını dileriz. İnsanlık enkaz altında kalmasın artık! Öyle enkazlar ki bazen, yazmaya ve anlatmaya habercilerin eli ve dili varmıyor. İnsanlığın içinde barına bilmiş, her nasılsa gizlenmeyi başarmış kişilerin kötülüğüne maruz kalmış küçük bedenler görmek istemiyoruz. Artık şiddet, taciz ve tecavüz haberleri duymak istemiyoruz. Artık çirkinleşmiş, kara, nasırlı ellerin, nazik çocuk bedenlerine dokunmasını, onları bir çiçek gibi dalından koparıp soldurmasını istemiyoruz. İnsanlığımızdan utanıyoruz.

Bizim gibi köklü, kadim bir milletin arasından nasıl adi suçlular çıkıyor akıl sır erdiremiyoruz. Artık maddi güç, para pul değil de manevi değerleri ön plana çıkarmalıyız. Bu yaşanılanlar, kültürlü bir millete yakışmıyor. Artık kendimize gelmenin zamanıdır. Değişim, gelişim kendimizden başlar, değişelim, gelişelim, okuyalım.

Toplumdan umudumuzu kesmiyoruz, mucize bekliyoruz ve diliyoruz. Mucizenin diğer adı değişim olacak. Artık değişime kendimizden başlıyoruz, manevi değerlerimizi yozlaştıran ne varsa elimizin tersiyle itiyoruz. En başta okuma kültürümüzü arttırıyoruz, televizyon kültürüne çeki düzen verip azaltıyoruz. Büyük bir umutla, yüreklerin merhametle dolmasını, minik bedenlerin bir daha enkaz altında kalmamasını diliyoruz.


RAHİME ALCAN

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayhan Özdemir
Ayhan Özdemir - 2 hafta Önce

Arkadaşım yüreğine kalemine sağlık çok ğüzel bir konuya daha deyinmissin inşAllah okuyup birazdaha duyarlı olabiliriz????????????

Mesut barış
Mesut barış - 2 hafta Önce

Kaleminiz ve kelamınız hep var olsun hocam çok güzel konulara değinmiş siniz inanıyorum ki nice kötü kalpleri yumuşatmaya bu anlamlı yazınızla başarmışsınız. Başarılarınızın devamını diliyorum ve size saygıyla selamlıyorum...????????????