SANAYİ Mİ , TARIM MI ?

Öncelikle hepimize virüs ile mücadele gereği “ evde kalalım sağlıklı kalalım” diye söze başlamak
istiyorum.

Bütün dünyamızı etkisi altında alan ve insanlık için büyük tehdit oluşturan covid 19 virüsü hepimize
bir şeylerin önemini bir kez daha hatırlattı. Bana da ilk hatırlattığı , hayati ve stratejik öneme sahip
olan ama teknoloji ve sanayileşme çalışmaları arasında adeta gözardı edilen TARIM oldu. Tabii ki
sağlık tan sonra.

Baktım bütün dünyada ve ülkemiz de herkes bir anda marketlere hücum etti. Eline arabasını alan
gıda ürünlerinin bulunduğu reyonlara dolmuştu. Pirinç , makarna, zeytin , Zeytinyağı , Mercimek,
nohut , patates, un, şeker ve daha birçok ürünün rafları bir anda boşaldı . Çünkü bu tehlikeli ve zor
süreçte hiç bir teknolojik eşyanın ya da sanayi ürününün insanoğlunun beslenmesine faydası yoktu.
Yani insanların buzdolabı çamaşır makinesi , bilgisayar , televizyon yiyecek halleri yok. Hiç birisi bir
avuç Buğday tanesi kadar değerli ve besleyici değil. Hiç birisi bir paket pirincin yada unun yerini
tutamaz. Milyarlık Televizyonlarımız , oturmaya kıyamadığımız mobilyalarımız. Hiç birisi 1.65 TL'lik bir
paket makarna kadar değerli değil.

Peki virüs salgının dan önceki yaşamımızda markete gittiğimizde hemen hemen her gün sıradan ve
basit bir hareketle ulaşıp sepetimize attığımız bir somun ekmeğin çıkış ve üretim noktasını hiç
düşündük mü ? Ben ce düşünmedik. Onları kimler yetiştirir, nasıl yetişir , ağaç tamı yetişir yoksa
yerde mi? sanırım içimizde bunu bile bilmeyenler vardır.

Çiftçilerimizin onları ne kadar zor şartlardayetiştirdiği, ne umutlar ile yetiştirdiği, ürünlerini satarken yaşadıkları hayal kırıklıklarını,
beklentilerinden daha ucuza satmak zorunda kaldıklarını. İşte bütün bunları başımızı ellerimizin
arasına alıp tekrar uzun uzun düşünmemiz lazım. Söz konusu insan hayatı ve onun beslenmesi
olunca bir de böyle süreç içinde olduğumuz, düşünelim, binlerce liralık televizyon mu önemli yoksa
bir avuç Buğday mı.

Ben kendi fikrimi söylüyorum eğer her şey yaşamak ve yaşatmak içinse , çok rahatlıkla
söyleyebilirim ki TARIM OLMAZSA OLMAZ. Ama sanayi olmaz sa olur. Ve diyorum ki gelecek te
savaşlar öyle petrol için falan olmayacak, GIDA savaşları olacak, Tarımsal üretimi olan ülkeler,
olmayan ülkelere göre daha önde ve söz sahibi olacaklar.

Onun için Türkiye olarak bu krizi Tarımalanın da bir fırsatta çevirebiliriz. Çünkü biz zaten bir tarım ülkesiyiz ve gerek iş gücü gerekse teknik
donanım açısından her türlü alt yapıya ve tecrübeye sahibiz.

Ve ben diyorum ki varsın Çin , Amerika ve Avrupa ülkeleri sanayileşmede bizim önümüzde olsunlar,
gelin biz Asya ve Avrupa'nın Gıda deposu olalım. Sanayi onların olsun, ama TARIM bizim olsun,
gelişen yeni dünya düzenin de Türkiye olarak Dünya'nın GIDA AMBARI olalım. Yani söz sahibi biz
olalım.

Yazımı cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün bir sözü ile noktalamak istiyorum;
“kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi , ikincisine daima mağlup olmuştur.


Emin Özarı

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bir garip mühendis
Bir garip mühendis - 2 hafta Önce

Sayın emin bey sizleri severek demeçlerinizi ve faaliyetlerinizi takip etmekteyim.Ancak bu hususta biraz ters düştük sanki :) Kendinizce haklı olabilirsiniz ancak dünyanın ve teknolojinin gelmiş ve gidecek olduğu konum aşikardır.Bizler sanayi ve tarımı kıyaslama yapmamalıyız şahsi fikrim şudur ki ülkeler sanayileri sayesinde ayakta durmaktadır.Bir demiri 3 liraya satarsınız ancak onu At nalı bile yapsanız 10 lira edebilir.Bizler katma değeri yüksek ürünler elde etmek için varız ve üretiyoruz.Sorunuza yanıtım şu olabilir EVET TARIM KESİNLİKLE OLMALI AMA KATMA DEĞERİNİ SANAYİDE BULMALI !..

saygılarımla.

Seyit Çelik
Seyit Çelik - 2 hafta Önce

Tebrikler başkanım çok değerli Bi paylaşım

Fıkret kat
Fıkret kat - 2 hafta Önce

Ağzına kalemine sağlık başkanım

Vedat yavas
Vedat yavas - 2 hafta Önce

Tebrikler Emin kardesim

M.Güneş
M.Güneş - 1 hafta Önce

Duyarlı ve Genç Başkan,
Söz ettiğin konular başlı başına insan yaşamını yakından ilgilendiren ve bir toplumun olmazsa olmazları. Çok doğru binlerce liralık televizyonlar, mobilyalar, lüks daireler bir somun ekmeğin yanında işte böyle değersiz kalıyor. Bu şimdi görünür olduğu için anlaşıldı. Oysa bu dünde böyleydi. Bir somun ekmekte çiftçinin emeği, değirmencinin gücü, fırıncının alın terini görebilmek; işte farkında olma durumu bu.
Ama şimdide başka farkındalıklarımız olmalı.
Nedir?
Meseleleri birbirinden bağımsızmış gibi ele alırsak doğru sonuçlara varamayız.
Tarımı sanayiden ayrı ele alamayız. Tarlayı kara sapanla süremeyiz yani. Buğdayı manifaktür üretim araçları ile işleyemeyiz artık. 90 milyon insandan kendimizi soyutlayarak, doğru konu başlıklarını sürdürülemez çözüm önerileri ile anlatırsak, kulağa hoş gelir ama yaşama uygulanması ütopik olur yani hayalcilik olur.
Kırkağaç Ziraat Odası olarak ülkenin genel tarım politikasından ayrı, farklı bir politika sürdüremezsiniz. Buna ne yasal prosedür izin verir, nede sosyal bilinç bunu kucaklar. Örneğin üretici örgütleriniz var mı? Kendi ürününüzün fiyatını reel maliyetler üzerinden hesaplayıp gerçekçi bir fiyatlandırma ile piyasayı elinizde tutup, fiyat belirleyici üreticinin kendisi olabiliyor mu? Planlı bir üretim planlayıp bunu hayata geçirecek üretici bütünlüğünüz var mı?
Örneğin; Kırkağaç Ovasında, ekilebilir toprağın analizi bilimsel olarak yapılıp, hangi toprakta, hangi ürün ekilirse, daha verimli üretim yapılabilir gibi, bir fizibilite yapabilecek teknik kadronuz mevcut mu? Ve akabinde o, toprak sahiplerini o, ürüne yönlendirecek, bağlayıcı yasal yetkileriniz var mı?
Bu ve buna benzer ülkenin bir tarım politikası olmadan sizin gibi iyi niyetli durum tespitlerinin, gerçek yaşamda karşılığı sadece “gök kubbede hoş bir seda” olmaktan öteye gidemez.
Netice itibarı ile siz gibi kurumlar, öncelikle üreticiyi bilinçlendirip, onu örgütleyerek ülkesinin ” Tarım Politikasını” üreticiden, ülkesinin milli çıkarlarından yana olacak şekilde düzenlenmesini sağlamalıdır.
Bunun içinde doğru politik kadroları çıkaracak bir eğitim seferberliğinden geçilmesi lazım. Bakın şöyle (parti adı fark etmez) siyasi partilerin kadrolarına; hangisinde halkının derdini dert edinmiş, şahsi çıkarlarını terk etmiş, yalakalıktan uzak, pati taraftarlığınıdan sıyrılmış, halkını bir ve bütün görme erdemine sarılmış kadroların, ezici bir çoğunlukta olduğunu görüyorsunuz? A partilidir ama B patilileride çözüm önerilerinde dikkate alan kaç parrti yönetcisi var şu ilçede ?
Bir Kazım Kayadipli, bir Mustafa Kireşçi çıkarabildik mi? Ruhları şad olsun.
Bir az uzun oldu. Ama konu çok değerli olduğu içindi. Mazur görün lütfen. Saygılar.