KIRKAĞAÇ HABER
2026-01-08 22:36:53

KAMİL PAŞA VE ŞAİR EŞREF

MEHMET YAKIT

08 Ocak 2026, 22:36

        Osmanlı’nın her dönemi aynı zamanda güçlü paşalar geçididir. Devletin işleyişi biraz da paşalar eliyle yürütülür. 2.Abdülhamid devrinde de Said Paşa ile Kamil Paşa kendilerine özgü kişilikleriyle biraz daha ön plana çıkarlar. Dönüşümlü olarak birden fazla sadaret makamına getirilen bu iki paşa arasında uzun yıllara yayılan kaçınılmaz çekişmeler de yaşanmıştır. Bu iki siyaset adamının bütün idare hayatları boyunca birbirlerine karşı asla güven ve samimiyetle bağlanmamış olduğunu, kendi anılarından başka tanıklıklardan, özellikle Ahmet Rasim’in ‘’İki Hatırat Üç Şahsiyet’’ adlı kitabından öğreniyoruz.

        Bütün bunlar Kamil Paşa’nın da İzmir’de Abdülhamid-Said Paşa birliğine karşı için için yürütülen memnuniyetsizlik hareketine ve Jön Türkler ilişkilerine açıktan olmasa da büsbütün yabancı kalmadığını ve hatta daima idare etmeye çalıştığını ortaya koymaktadır. Bu nedenlerle Kamil Paşa İzmir’de sürekli jurnallenmiş ve hafiye gözetiminde tutulmuştur.

         Kamil Paşa 1833 yılında Lefkoşa/Gaziler’de doğdu. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde dört kez sadrazamlık yaptı. Bu görevlerinde altı yıl dokuz ay bulundu. Ayrıca bürokrasinin önemli kademelerinde görevler almıştır, ayrıca İngilizce, Arapça, Farsça, Fransızca ve Rumca’yı ana dili gibi konuşan değerli bir devlet adamıydı. 7 Kasım 1895’te sadaret görevinden azledildi, Halep Valiliğine gönderildi. Sürgün demek olan bu gidişe Kamil Paşa sağlık nedeniyle itirazda bulundu. Abdülhamid gitmesinde ısrar etti, yabancı elçilerin aracılığıyla Sultan ısrarından vazgeçti. İstanbul’a daha yakın olduğu düşüncesiyle Aydın Valiliğini tercih etti, o dönemde İzmir, Aydın Vilayeti’ne bağlı olduğundan vilayeti İzmir’den yönetti.

         Kamil Paşa, 1895-1907 arasında on iki yıl İzmir valiliği yaptı, İzmir’e hürriyet havası getirdi. Bunun baskıcı bir yönetim altında bunalan bir ülkede büyük bir nimet sayılacağı belirtilir. Nitekim Ermenekli Hasan Rüştü ‘’Paşa İzmir’de vali olmasaydı, orada oturan halkın çoğu öteye beriye sürülür ve hapishanelere doldurulurdu. Aydın Vilayeti adeta bir hürriyet severler memleketi idi’’ der. O döneme ilişkin anılar, anlatıla gelen fıkralar ve Eşref’in kimi kıtaları  Kamil Paşa ile Eşref arasında yakın dostluk ilişkisi bulunduğunu, bu dostluğun kimi kez senli benliliğe kadar uzandığını, Kamil Paşa’nın astı olan Eşref’i elinden geldiğince kayırdığını gösteriyor. Üstelik Semih Mümtaz S.’nin anılarından aktaracağımız bir bilgiye göre Eşref, Kamil Paşa için çok daha önce ilk sadrazamlığı sırasında yergi yazmıştır. Kamil Paşa buna karşın Eşref’e hoş görülü davranmıştır.

          Kamil Paşa’yı biraz daha yakından tanıyalım; tiyatro sanatçısı Zeki Alasya’nın  büyük dayısı, eski Korgeneral ve Milletvekili Naci Eldeniz’in kayınpederi, Eski Senato Başkanı Tekin Arıburun’un büyük kayınpederi, eski Milli Eğitim Bakanı  Ord.Prof.Dr. Hikmet Bayur’un dedesidir. 14 Kasım 1913’te  Eşref’ten bir yıl sonra Lefkoşa’da yaşama veda etmiştir.

         İşlek kalemini ve acı biberli dilini, baskıcı, ezici, çıkarcı yöneticilere ve yönetimlere karşı hiç çekinmeden kullanan hiciv üstadı Şair Eşref ve bir dönemin toleranslı, aydınlık sadrazamı, devlet adamı Kamil Paşa… Anılar, yaşanmışlıklar ve fıkralar…

        .KAMİL EŞEK: İzmir Valisi Kamil Paşa, bir denetim gezisi sırasında Kırkağaç Kaymakamı Eşref’i bir eşeğin üstünde görünce seslenir.
"Eşref Bey, Eşref Bey dikkat edin eşek sizi düşürmesin!’’ Eşref, bakar ki karşısında İzmir Valisi Kamil Paşa durmakta… Şaşırır; ama bozuntuya vermez pek, ‘’Siz merak buyurmayınız paşam’’ der, ‘’bu eşek pek kamildir’’

         TAŞ DÖŞEMEK: Ferik Şakir Paşa, bir gün yanına İzmir Valisi Kamil Paşa’yı da alarak Akhisar Kaymakamı Eşref’i ziyarete gider. Ziyaret sırasında Şakir Paşa: ‘’Eşref Bey, bu sene kasabanın bozuk yollarına taş döşendi mi? ‘’ diye sorar. Kamil Paşa Eşref’in cevabını beklemeden, ‘’Efendim’’, der, ‘’Eşref Bey sokaklara değil, el alemin başına taş döşüyor’’ Bunu duyan Eşref, Kamil Paşa’ya şu dörtlükle yanıt verir:

        Söz demem ki kimse hakkında tahkik etmeden
        Eski bir darb-ı meseldir gerçi orman taşlamak
        Hicvedersem haini, zahid, günah ettin deme
        Din-i islamda sevaptır çünkü şeytan taşlamak

           YAŞIMI NE YAPACAKSIN: Eşref sık sık kaymakamlıktan alınmakta boşta bekletilmektedir. Böyle dönemlerin birinde İzmir Valisi Kamil Paşa’ya da uğradı. Kamil Paşa onu karşısında görünce:  ‘’İstanbul’a memur adaylarının yaşlarını bildireceğim, sahi sen kaç yaşındaydın?’’ diye sordu. Yaşının sorulmasına bozulan Eşref: ‘’Yaşımı ne yapacaksın’’, dedi, ‘’yoksa memuriyetin yanında, bir de güzel cariye mi ihsan buyuracaksın?’’

          KORKUDAN: İzmir Valisi Kamil Paşa, bölge gezilerinin birinde Kırkağaç’a uğrar…Kaymakam Eşref, bu ziyarete çok sevinir. Kaymakamlıkta yapılan protokol görüşmelerinden sonra onu kendi evinde ağırlar. Yenilir, içilir, konuşulup, gülüşülür…derken Kamil Paşa’nın bir ara tuvalete gitmesi gerekir. Paşa tuvalete girip yüzünü kapıya döndüğünde bir de ne görsün? Kapının arkasında kendi resmi asılı değil mi? O sinirle dışarı fırlayan Kamil Paşa, Eşref’e ‘’Bu ne cüret ? Benim resmimi utanmadan oraya nasıl asarsın? diye gürler. Kamil Paşa’yı darıltmak istemeyen Eşref, karşısında saygıyla eğildikten sonra, "Efendim’’, der, saygısızlıktan değil, resminiz büyük bir korku sonucunda oraya asılmıştır’’. Kamil Paşa, pek anlamsız bulduğu bu cevap üzerine, "Ne demek oluyor bu?’’ diye çıkışır Eşref, hemen, ‘’İzninizle arz edeyim efendim,’’ der, tarafınızdan çok iyi bilinmektedir ki bendeniz sizden çok fena korkarım…Geçen gün köleniz bendenize, üzerinize afiyet, çok inatçı bir kabızlık musallat oldu…’’Daha da öfkelenen Kamil Paşa, Eşref’in sözünü keserek’’Resmimle kabızlığın ne ilgisi var?’’diye bağırır. ‘’Hemen anlatayım efendim…Baktım ki kabızlıktan şişip çatlayacağım…Son çare aklıma siz geldiniz. Derhal, resminizi götürüp ayakyoluna astım. İçeri girip de heybetli fotoğrafınızı görünce, korkudan bir anda…’’ Eşref daha sözünü tamamlamadan başta Kamil Paşa olmak üzere orada bulunanlar basarlar kahkahayı. Herkesin kahkahalarla güldüğünü gören Eşref de rahatlar.

           ATANMA DİLEKÇESİ: Eşref Sivrihisar’da kaymakamlık yapmaktan hiç hoşlanmaz. Sivrihisar’dan alınıp Akhisar’a atanmasını isteyen Eşref, İzmir Valisi Kamil Paşa’ya yazdığı dilekçede, ‘’Merhamet edin, beni Sivrihisar’da oturtmayın,’’ der, ‘’ama mutlaka bir hisarda oturmamı istiyorsanız, sizden ricam, başında hiç değilse ak olsun, sivri olmasın’’

          KAYNAKÇA:

Mümtaz Semih S./Canlı Tarihler/Evvel Zaman İçinde/İstanbul, 1946
Çeşitli Yönleriyle Şair Eşref/Alpay Kabacalı/Özgür Yayınları/İstanbul, 2004
Bir Hiciv Ustası Şair Eşref/Şerife Çağın/Dergah Yayınları/İstanbul, 2007
İki Hatırat Üç Şahsiyet/Ahmet Rasim/Kapı Yayınları/İstanbul, 2021
Nüktedan/Süleyman Bulut/Namık Kemal, Şair Eşref, Neyzen Tevfik/ Can Y.İst 2015

MEHMET YAKIT









Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.