betbaba sultanbet betivo canlı casino siteleri deneme bonusu en iyi casino siteleri betbaba betivo betbaba

Dostluk Değil, Mikrofon Arayan Yalnızlık

Yeni nesil dostluk kelimesini ağzına alırken, aslında çoğu zaman başka bir şey kastediyor:
Dinlenmek.
Ama dinlemek değil. Dinlenmek.
Masaya oturuyorlar, kahve söylüyorlar, göz göze geliyorlar ve başlıyorlar. Hayatları, travmaları, kaygıları, patronları, aileleri, eski sevgilileri, içsel çocukları, bastırılmış öfkeleri, yükselen korkuları… Her şey dökülüyor. Karşısındaki insan bir dost değil, bir canlı kayıt cihazı.

Sıra karşı tarafa geldiğinde ise telefon titriyor. Göz kayıyor. Zihin kaçıyor. Çünkü asıl mesele paylaşmak değil. Asıl mesele sahne almak.
İlkel Duygu: Görülme Açlığı
İnsan ilkel bir varlık. Ne kadar medeniyet, ne kadar terapi dili, ne kadar “farkındalık” öğrenirse öğrensin, içinde hâlâ aynı açlık var:
Görülmek.
Eskiden bu açlık kabileyle doyuyordu.
Aynı ateşin etrafında oturmak yetiyordu.
Şimdi ateş yok. Sadece izleyici var.
Yeni nesil çoğu zaman dost aramıyor.
Tanık arıyor.

Birinin hayatına bakıp “Evet, sen varsın” demesini istiyor. Ama bu tek yönlü bir talep. Çünkü kendi tanıklığını başkasına sunmaya niyeti yok.
Psikolojik Zemin: Tükenmiş Empati
Bu kuşağın en yaygın psikolojik sorunu şudur:
Duygusal yorgunluk.
Herkesin bir derdi var.
Herkesin bir yükü var.
Herkesin bir hikâyesi var.
Bir noktadan sonra zihin şunu öğreniyor:
“Başkalarının acısını taşıyacak gücüm yok.”

Ve işte o anda dostluk, bağ olmaktan çıkıp ticarete dönüşüyor.
Sen beni dinlersin, ben seni dinlerim.
Ama kısa. Hafif. Yüzeysel. Çünkü derine inersek, boğulabiliriz.
Çıkarcı Dostluğun Anatomisi
Modern dostlukların çoğu şuna benziyor:
•    Aynı ortamdaysak dostuz.
•    Aynı dertleri konuşuyorsak yakınız.
•    Aynı dünyada kalıyorsak bağlıyız.
Ama biri değiştiğinde, biri büyüdüğünde, biri başka bir yere geçtiğinde bağ çözülüyor.
Bu bir tesadüf değil.

Bu bir psikolojik savunma mekanizması.
İnsanlar artık dostlarını seçerken şunu soruyor:
“Bu kişi bana ne hissettiriyor?”
Eskiden sorulan şuydu:
“Bu kişi benimle ne yaşadı?”
Biri deneyim odaklıydı.
Diğeri duygu odaklı.
Ve duygu odaklı ilişkiler, duygu değiştiğinde çöker.
İlkel Korku: Yalnız Kalma
Bu nesil çok “bağımsız” görünüyor.
Ama altını kazıdığında çıkan şey şu: Yalnızlıktan ödü kopuyor.
Bu yüzden dostluklar bazen bağ değil, dolgu malzemesi.
Boşluk hissedildiğinde mesaj atılıyor.
Sessizlik geldiğinde arama yapılıyor.
Ama karşı tarafın gerçekten ne yaşadığı pek sorulmuyor. Çünkü cevap uzun sürerse, sıkıcı olabilir.
İnsanlar dostlukta bile tüketici oldu.
Hızlı. Kolay. Yorucu olmayan.
Vefa Neden Öldü?
Vefa zaman ister.
Sabır ister.

Sıkılmayı göze almayı ister.
Ama bu çağ sıkılmaya tahammül etmiyor.
Her şey ilginç olmak zorunda.
Her insan “iyi hissettirmeli.”
O yüzden artık dostluklar da filtreleniyor:
•    Negatifsen yorucusun.
•    Sürekli sorun anlatıyorsan ağır geliyorsun.
•    Çok değiştiysen yabancı oluyorsun.
Ve insanlar birbirini hayatından çıkarırken şunu “sağlıklı sınır” diye adlandırıyor.
Bazen gerçekten öyledir.
Ama bazen sadece şudur: Taşımak istemiyorum.
Acı Gerçek
Birçok insan dost istemiyor.
Ayna istiyor.
Kendini anlatabileceği, kendini haklı çıkarabileceği, kendini önemli hissedebileceği bir yüz. Ama o yüz konuşmaya başladığında, rahatsız oluyor. Çünkü dostluk eşitlik ister. Ve eşitlik, ilgi paylaşımı demektir.
Bu yüzden modern dostlukların bir kısmı şuna dönüşüyor: İki insan yan yana oturuyor.
İkisi de konuşuyor.
Ama kimse kimseyi duymuyor.

Son Söz
İnsan ilkel bir varlık.
Hâlâ sürü ister.
Hâlâ ait olmak ister.
Hâlâ görülmek ister.
Ama artık bağ kurmak yerine, bağlantı kuruyor.
Bağ ağırdır. Sorumluluk getirir.
Bağlantı hafiftir. İstediğin zaman kapatılır.
Belki de bu çağın dostluğu şudur: Yanında biri olsun.
Ama yük olmasın.
Seni dinlesin.

Ama sen onu taşımak zorunda kalma.
Bu bir dostluk mu?
Yoksa sadece iki yalnız insanın, birbirine kısa süreliğine dayanması mı?
Cevabı herkes kendi sessizliğinde biliyor.

BUKET GÖKÇEK 
Uzman Sosyolog/Felsefe Öğretmeni/Prof.Aile Danışmanı 

YORUM EKLE