NEDEN OKUYAMIYORUZ? NEREDEN BAŞLAYALIM?

Çevrenizde gördüğünüz olaylara anlam veremiyor, insanların davranışlarını anlamakta güçlük çekiyor, kendinizi ve duygularınızı ifade etmekte zorlanıyor musunuz?

Artık olumsuzluklardan bezmiş, kendinizden başlayıp çevrenizi de değiştirme isteği mi duyuyorsunuz?

Bununla beraber nereden başlayacağınızı bilemiyor, ruhunuzu, gönlünüzü geliştirecek, mutlu olmanızı sağlayacak bir çözümü bulamıyor musunuz? Önce şu anda kuvvetli bir bağ kurmuş olduğunuz telefonu çantanıza koyun.

Sesini açın ki arayanlar size rahatlıkla ulaşsın. Sosyal medyayı da haftada üç kere açın. Birikmiş gönderilere şöyle bir bakarsınız. Sonra ne kadar vakit harcadığınızı görüp, ömrümüzün bir saniyesinin bile çok değerli olduğunu kavrar, haftada bire indirirsiniz.

“Peki bunun yerini alacak olan şey beni mutlu edecek mi, sosyal medyanın bana sunduğu hazzı verecek mi?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Evet! Garanti veriyorum, sizi o iklimden farklı bir iklime götürecek, mutlu edecek, geliştirecek çok iyi bir yol biliyorum.

Hatta aynı anda günlük tutup, kimseye açamadığınız duygularınızı kaleme alın, bir yıl sonra yazdıklarınızı okuyun, hayatınıza neler kattığını göreceksiniz.

Okumanın keyfine varanlar iyi bilir, bir iki gün işlerin yoğunluğundan fırsat bulamayınca, o zamanı yönetemeyince kocaman bir boşluk tüm ağırlığıyla çöker üzerine.

Hayat karmaşası içinde kendine vakit ayıramayanlar, hayatını dolu dolu geçirenler o keyfi yaşayacağı zamanı kollar durur, bir fırsat bulsam da şu kitabın başına geçsem diye. Ama bu keyfi yaşayamamış olanlara naçizane küçük önerilerim olacak.

Küçük hikâye kitaplarından başlayabilirsiniz. Okumayı alışkanlık haline getirememiş biri için en elverişli tür, hikâye türüdür.
Hikâye türünü okumanın keyfine varanlar kolay kolay bırakamaz.

Çünkü yoğun bir anlatımı vardır, lafı dolaştırmaz, duyu organlarınızı bile harekete geçirir. Kısa ve özdür, insanı içine alan çabucak sonuca ulaştıran bir yapısı vardır.
“Okumaktan sıkılıyorum, elime aldığım kitapları yarım bırakıyorum, bitiremiyorum, elimde günlerce sürünüyor. Beni mutlu etsin diye aldığım kitap zevk vermeyince atıyorum bir köşeye, okumaktan bile soğuyorum” diyenler çoğunluktadır. 

Bazen doğru kitaptan başlamıyor olabilirsiniz. Bazı kitaplar, direkt olaylardan ve aksiyondan başlamaz, önce rutin hayatı anlatır, tasvirlerle sizi yorar. Merakı kamçılamaktan ziyade sanatsal kaygılar güdebilir. Uzun romanlardan başlamaktan ziyade elinize öykü kitaplarını alabilirsiniz. Bir oturuşta okunacak öykülerden başlayıp, sayfa sayısı artanlara geçebilirsiniz.

Hikâye deyince hemen çocuk kitapları akla gelmesin. Edebiyat tarihi, hatta insanlık tarihi tadar eskidir hikâye. Biz, eskilerin kıssa dediği hikâyelerle hayatı tanıdık, nesillerin bilgi birikimi hikâyelerle ulaştı günümüze. Yaşamın bilinmeyen yönlerini açığa çıkaran bizi çepeçevre saran sıradanlığı alan, ruhsal dinginliğe ulaştıran yegâne uğraş kitaplardır. Ve kitaplar arasında insana en çok zevk veren ve çabuk içine saran da hikâyelerdir.

Her gittiğimiz yerde işlerimiz hemen gerçekleşmez, küçük küçük bekleme ânlarımız olur. İşler uzun sürer bazen, beklerken dakikalar geçmez olur. Elimiz hemen çantadaki telefona gidiyor. Bu ânlar çok kıymetlidir oysa. Evde koltuğa gömülüp okurken alacağımız keyiften daha fazlasını alırız bu sıkışık, gürültülü yerlerde. Neden bekleme salonlarında kimse okumuyor, yalnızca vakit öldürüyor? Bu kayıp bana çok acı geliyor.

İki gün önce, aracımı servise götürdüm, iki saatlik bekleme süresinde Cengiz AYTMATOV’un kitabından bir hikâyeyi bitirdim.
Hatta o kadar gürültü arasında mekân değiştirdim. Kendimi bozkırlarda, boynuzlu geyik anayı boğazladıkları kesimi yasak ormanlarda hissettim.

Hatta kahraman çocuğun dünyanın kötülüğünden bezip, balığa dönüşme umuduyla yok olduğu ırmakta buldum kendimi. Hayaller kurarak dürbünle baktığı “Beyaz Gemi” beni de büyüledi. Ama üzülerek gördüm ki, o insan kalabalığında elinde kitapla bekleyen bir tek bendim. Telefonlar insanları esir almış, benim gittiğim yerlere gitmelerine izin vermiyordu ne yazık ki.

Okuduğum kitap bize hiç yabancı olmayan bir yazara ait, geçmişimizi, uzak bozkırlardan göç eden atalarımızı hatırlatıyor.
Bendeki kitapta dört hikâye anlatılıyor ama tek tek almak da mümkün. İnternete bakılırsa seçeneklerin çokluğu görülebilir.

İlk hikâye “Beyaz Gemi”. Biliyorsunuz, Cengiz Aytmatov, dünyaca tanınmış, Kırgız Türklerinden çok önemli bir yazar. Türklerin gelenek ve görenekleriyle bezeyerek, milli değerleri ön plana alarak, doğa ve insan sevgisiyle yazar eserlerini. “Beyaz Gemi”de, dedesinin yanında yaşayan kimsesiz bir çocuğun yaşamını anlatıyor.

İkinci hikâye ise “Toprak Ana” bunu da tek başına bir kitap olarak her yerde bulabilirsiniz. Savaşta ailesindeki tüm erkekleri kaybeden fedakâr, çalışkan bir ananın, acılarıyla ve bilgeliğiyle, toprak ana ile söyleşmesine şahit olursunuz.
Bu hikâyeler o kadar akıcı bir dille yazılmıştır ki bir solukta okursunuz. Hatta gözden kaçırdığım şeyler olabilir diye dönüp bir daha okursunuz.

Yine benim elimdeki kitapta üçüncü hikâye “deve gözü” adını taşıyor. Tarlada bir içme suyu kaynağına bu ismi veren, aydın, okumayı çok seven, tarlaya işçiliğe bin bir umutla giden genç bir adamın, ustabaşıyla yaşadıkları anlatılır. Bu kitabı okurken, çevremizde bilgili ve nazik insanların hayata tutunmada çektiği güçlüğü gözlemlersiniz. İletişimi eksik insanları düşünüp, insanî ilişkilere kafa yorarsınız.
Sonra, dördüncü hikâye, “ilk Öğretmenim”dir. Bunu okurken de çevrenizde eğitime kendini adamış, küçücük çocukların hayatına dokunmuş, sır dolu yaşamları olan insanlar gözünüzün önüne gelir. 

Okumak isteyip de nereden başlayacağını bilemeyen insanlara önereceğim çok hikâye kitabı var, ilk olarak bunlar aklıma geldi. Bunları okursanız devamı kendiliğinden gelecektir. Sonra aynı yazarın diğer eserlerine geçersiniz. Filmi de çekilen “Selvi Boylum Al Yazmalım” “Gün Olur Asra Bedel”, “Cemile” ve daha nice yazarın nice eserlerini okumaya can atarsınız.

Ne dersiniz, başlıyor musunuz? İnterneti şimdi açın ve siparişi verin. Nereden başlayayım diye çok düşünmeyin, harekete geçin. Kitap okuyarak hayata nasıl bakacağınızı öğrenin, kitapla ve sağlıcakla kalın. Eğer bu yöntemle size kitapları sevdirdiysem, yorumlar bölümüne sizleri beklerim, lütfen tecrübenizi paylaşın.

RAHİME ALCAN

YORUM EKLE
YORUMLAR
Selma YILDIZ
Selma YILDIZ - 2 ay Önce

Kitap okuma alışkanlığı kazanmamda hikayelerin etkisi büyük, ama romanlardan da zevk alıyorum. denemeler de insanın ufkunu geliştirir. kısaca kitap okumak insanın toplumda saygınlığını arttırır.

Alp ozdemir
Alp ozdemir - 2 ay Önce

Çok çok güzel yureginize saglik

Hümeyra Güzel
Hümeyra Güzel - 2 ay Önce

Tavsiyeler ve tespitler çok yerinde. Yazınız çok güzel, zaten kitap okumayı seviyorum. Her türlü kitap tercihimdir.