betbaba sultanbet betivo canlı casino siteleri deneme bonusu en iyi casino siteleri betbaba betivo betbaba

AMERİKALI İLK MİSYONERLER KIRKAĞAÇ’TA

      Yüksek Mühendis-Mimar ve Şehir Plancısı, değerli bilim insanı Prof. Dr. Rauf BEYRU, büyük emek harcadığı, ‘’19 Yüzyılda İzmir’de Yaşam’’ adlı eserinin önsözünde şu satırlara yer verir: ‘’İlk kuruluş tarihi çok eskilere giden İzmir Kenti’nin o dönemlerden başlayarak bugüne kadar geçirdiği evreler pek çok yazar tarafından ele alınmış ve bu konuda çok sayıda araştırma yayınlanmıştır; elde var olan bilgi kaynakları, çoğunlukla yabancı gezgin ve yazarların gezi notları ve bu arada hazırlanmış olan bir takım kroki, harita ve gravür gibi görsel malzemelerdir. Bunlara, 19.yüzyıl başlarından sonra, gazete haberlerinin ve makalelerinin de eklendiğini görüyoruz, benzeri kaynaklar, hemen tümüyle, yabancı gezginlerin kaleminden çıkmıştır.’’

      Rauf BEYRU. Bu kaynakların izini takip ederek İzmir ve çevresini anlatır.  Amerikalı ilk misyonerler, Levi Parsons ve Pliny Fisk’in raporlarına kitabında geniş yer verir. Kısa bir araştırma sonucu, misyonerlerin izine Dergah Yayınları’ndan  çıkan, Ayşe Aksu’nun hazırladığı ‘’Osmanlı’da İki Amerikalı Misyoner’in Anadolu  ve Kudüs Seyahat Raporları’’adlı kitap da ulaştım. Amaçları, Hıristiyanlığın kutsal toprakları kabul edilen ve bugün Ortadoğu olarak adlandırılan coğrafyada kurulacak misyon için keşif yapmak. Parsons ve Fisk zorlu yolculuk ve iklim koşullarına, salgın hastalıklara ve her türlü güvenlik tehdidine rağmen söz konusu toprakları keşfediyor, tanıştıkları her insanı, yozlaşmış olduğu önkoşuluyla aydınlatıyor ve misyonlarını tamamlayarak bu uğurda bu coğrafyada hayatlarını kaybediyorlar.

      Parsons ve Fisk 8 Şubat 1820’ de Malta üzerinden İzmir’ gelirler. ‘’Bu ülkede seyahat etmenin en iyi zamanı ilkbahardır dendiğine göre, bu mevsimi büyük ihtimalle Yedi Kiliseler’in bulunduğu yörelere bir gezi düzenleyerek değerlendirebiliriz. Ama belki de, dili iyice öğrenip diğer konularda bilgi sahibi oluncaya kadar bunu erteleriz. Böylece daha iyi getirisi olan bir seyahate hazırlanırız. Fakat bu memleketteki misyonerlik faaliyetleri için iki engel, belki de aşılması güç olan iki sorun bulunmaktadır. İlki hüküm süren veba salgını. Bu felaket kısa sürede binlerce insanı kırıp geçiriyor. 1814’te İzmir’de 40.000 veya daha fazla insanın birkaç ay içinde öldüğü söyleniyor. İkinci engel Türk devletinin yapısı, Hıristiyan misyonlarının zararlı olarak telakki edilmesi’’

      İzmir’den Sakız Adasına geçen misyonerler, burada uzun süre kalıp modern Rumca ve İtalyanca öğreniyorlar. Ada’dan İzmir’e döndüklerinde, Yedi Kiliseler’i ziyaret kararlarını hayata geçirerek, Menemen köyü üzerinden Ayvalık ve Bergama’ya ulaşıyorlar; "Bergama’nın nüfusunun 15.000 civarında olduğu söyleniyor; bunun 1.500’ü Rum, 2-3 bin Ermeni, 100’ü Yahudi  ve geri kalanı Türk imiş, Bergama’dan ayrıldık. Bakırçay’ı geçerken, Kuzey kıyısı boyunca birkaç mil genişliğindeki verimli ovada yolumuza devam ettik.
9 Kasım 1820 Perşembe günü dört saat sonra epeyce büyük bir köy olan Soma’ya vardık. Burada oturanlar esas olarak Türk, yaklaşık yetmiş ailede Rum. Soma’dan iki buçuk saat sonra at sırtında Kırkağaç’a ulaştık ve akşam yemeği için mola verdik. Bu kasaba, kalkerli yüksek bir dağın eteklerine kurulmuş. Ovanın güney kısmındaki bu dağ, haritalarda Temnus olarak isimlendiriliyor. 8.000 Türk, 1.000 Rum ve 1.000’i Ermeni olmak üzere 10.000 kişinin ikamet ettiği söyleniyor. On bir cami, bir Rum kilisesi bir de Ermeni kilisesi mevcut. Saat üçte Kırkağaç’tan yola çıktık ve güzergah olarak Temnus (Demirci) Dağı’nın eteklerini izledik. İki Türk köyünü geçtik. Şehir dışındaki arazilerin başlıca ürünleri buğday, pamuk, tütün ve sürüler için otlaktır. Bir defada, çoban ve çoban köpekleri tarafından güdülen beş yüz sığır saydık; bir başka sürüde ise aynı sayıda keçi otluyordu. Daha büyük sayılarda koyunu barındıran sürüler de vardı.’’     

    Kırkağaç’tan sonra yolculuk yine at sırtında kilise bölgelerine;  Akhisar’a, Sart harabelerine, Alaşehir’e ve Turgutlu’ya uzanıyor. Manisa’dan sonra hedef İzmir. Bu yıpratıcı yolculuklar sonucunda Parsons ve Fisk uzun süreli ciddi hastalıklar geçiriyorlar. Bir süre dinlendikten sonra American Board of commissioners for Foreign Missions’’ adlı misyonerlik kuruluşuna raporlarını gönderip, Kudüs’e doğru yola çıkıyorlar. Bu sıra dışı yolculuğun hikayesi, dünyaya nizam getirme iddiasından vazgeçmeyen Amerika’nın ilk adımları olarak okunabilir.

KAYNAKÇA:
19. YÜZYILDA İZMİR’DE YAŞAM /Rauf BEYRU/Literatür Yayınları/İst.2000
OSMANLI’DA İKİ AMERİKALI MİSYONER/Levi Parsons ve Pliny Fisk’in Anadolu ve Kudüs Seyahat Raporları
Hazırlayan: Ayşe AKSU/ Dergah Y.İst.2015

MEHMET YAKIT







    

YORUM EKLE