Erol Üyepazarcı, Türkiye’de matbuat tarihinin son 75 yılına yakından tanıklık etmiş, yazar ve çevirmen olarak emek vermiş bir bibliyofil. Türkiye’de polisiye ve popüler roman konusunda önde gelen uzmanlar arasında. Tarihçi Reşad Ekrem Koçu’nun hem öğrencisi olmuş hem de efsanevi ‘’İstanbul Ansiklopedisi’’nin yayın sürecini takip etmiş, katkı vermiş bir isim. Eskilerin deyimiyle Mecanin-i kütüb’den yani kitap aşıklarından Erol Üyepazarcı,‘’Şerlok Holmes ile Cingöz Recai’nin İzinde Bir Kitap Kurdu’’ adını verdiği kitabında, okurunu 20. yüzyılın ortalarından itibaren Pertevniyal Lisesi’ndeki tarih derslerinden alarak, siyasi ve toplumsal olayların gölgesindeki Teknik Üniversite sıralarında, eski İstanbul’un kahvelerinde, sinemalarında, yayın dünyasının merkezi Babıali sokaklarında dolaştırıyor, kitapçı dükkanlarındaki küçük taburelerde dinlediği sahafiye anılarla, kültürümüzün insan adalarıyla yaptığı sohbetlerle buluşturuyor. Lise anılarında ilginç bir rastlantı sonucu II. Meşrutiyet sonrası Türk düşünce dünyasında önemli bir yeri olan Hamdullah Suphi Tanrıöver’le tanışmasını özellikle vurguluyor.
‘’Ben daha önce Hamdullah Suphi ile ilgili bilgileri derlemiş ve onun DAĞ YOLU ve GÜNEBAKAN adlı iki kitabı olduğunu öğrenmiştim. Bir sahaftan 1931 yılında basılan DAĞ YOLU’nu bulup aldım. Amcamın sohbetlerinden ahbabı olduğunu öğrenince beni kendileriyle tanıştırmasını rica ettim. İstanbul Fatih’te Horhor Caddesi’ndeki dedesinin konağı itina ile korunuyordu, Romanya’da elçi iken komşusu olan Ümmet Amcamdan konağa göz kulak olmasını istemişti ve samimi idiler. Hamdullah Suphi Bey o günlerde konağı Türk Ocakları’nın merkezi gibi kullanıyor ve orada toplantılar yapıyordu. Amcam beni konakta kendisiyle tanıştırdı. Kitabını sahaflarda bulup almam ve imzalaması için kendisine getirmem çok hoşuna gitti. Bu ilk karşılaşmadan sonra toplantılara iştirak etmemi isteyerek beni konağına davet etti. Fırsat buldukça gittim. Artık yaşlanmış ve politikadan Sıtkı sıyrılmıştı, anılarıyla yaşıyordu. Bana çok ilginç hatıralarından söz ediyordu. Hiç unutmadığım bir söyleşi sırasında bana şunları söylemişti:
-Erol evladım, Osmanlı İmparatorluğu’nda ulusal kimliğiyle en son ilgilenen biz Türkler olduk. Diğer azınlıklar özellikle Rum ve Ermeniler bizden çok önce ulusal kimliklerini benimsediler. II. Meşrutiyet ilan edildiği dönemde biz gençler çok sevinmiştik ve İttihat ve Terakki önderlerinin ‘’İttihad-ı Anasır’’ yani imparatorluğu oluşturan toplulukların birlikteliği ilkesine inanıyorduk. Ancak çok çabuk yanıldığımızı anladık. Bunu ben ilk kez Meclis’te Girit Adası sorunu konuşulurken İttihatçıların listesinden Serfiçe mebusu seçilen Rum asıllı Boşo Efendi’nin adanın Yunanistan’a verilmesi gerektiğini söylemesi üzerine Türk mebusların kızıp ‘’Sen ne biçim Osmanlısın?’’ diye sorduklarında, gülerek ‘’Ben Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım’’ dediğini duyunca anladım. Rumeli’yi kaybettiğimiz Balkan Savaşı’ndan sonra bu gerçeği ulusça idrak ettik. Türk Ocakları bu tepkinin ürünüdür.’’
Suphi Paşa konağındaki toplantılarına onu tanıdığım 1956 yılından itibaren ara ara katıldım. Bu toplantılara Yahya Kemal Beyatlı, Süheyl Ünver gibi dönemin önemli şahsiyetleri de katılıyordu. Teknik Üniversite’de okurken de bu katılımım devam etti ama daha sonra askerlik, Adapazarı ‘da çalışmam nedeniyle aksadı. İstanbul’a tekrar gelince bir ara yine ziyaretine gittim. İyice yaşlanmıştı ama heyecanını hiç yitirmemişti. 1966 yılında vefat etti. Edirnekapı Şehitliği’ndeki cenaze törenine katıldım.’’
KAYNAKÇA
Şerlok Holmes ile Cingöz Recai ‘nin İzine Bir Kitap Kurdu
Erol Üyepazarcı
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
1.Basım:Ocak 2026,İstanbul
Mehmet YAKIT

